Nihat GÜÇ

Nihat GÜÇ


Bu Yapılanlar Edebiyat Mıdır?

06 Ocak 2021 - 13:48

"Edebiyat” kelimesi, Arapça “adabiyyat” kelimesinden gelir. Kelime “adb” kökünden türemiş ve sözlükteki anlamı: "Görgü, terbiye, ahlak, konuk ağırlama adabı, yaşam tarzına ilişkin hikâye ve gözlemlerden oluşur. “Adab” kelimesinin çoğul halidir.
Edepten doğan edebiyatın, edepten yoksun bırakılmış olması hüzünlendirici, sıkıntılı ve düşündürücü bir durumdur. Bu durum büyük bir sorundur aynı zamanda.
Şahsen ben şimdiye kadar edebiyat adı altında ahlaksızlıkların ahlak olmaya başlandığını, bunu seslendirenlerin ahlakın zirvesine çıktıklarını hiç duymadım. Eğer böyle bir durum varsa sahi benim bundan haberim niye yok(!)
Edebiyatçı geçinen bazı kişilerin elinden ahlakın pabucu dama fırlatılmasından bu yana insanlık kızgın güneşin önüne indirilmiş buz misali her gün biraz daha eridi/eriyor. BU vesileyle edebiyat döşeğinde ne rezillikler, ne kepazelikler, ne utanmazlıklar, ne ahlaksızlıklar yaşanıyor. Dinden, ahlaktan, hayadan, edepten ve insanlıktan azade sahneler edebiyat adı altında körpe dimağlara zerk ediliyor. Körpe dimağları korumakla görevli bazı kişilerin elinden yapılıyor olması da bu sahnenin en komik tarafıdır.
"Bu rezillikleri "Edep" dairesi içinde de dile getirebilirdiniz?" deme cesaretini de ortadan kaldırdılar daha rahat hareket edebilme adına. İtiraz edenleri medeniyet görmemiş ve gerici diye de yaftaladılar uluorta.
Halbuki bir milletin resmidir, aynasıdır edebiyat. Örfünü, kültürünü, geleneğimi ve göreneğini  ilmik ilmik nakşetme sanatıdır. Milletin iliklerine kadar nüfuz etme zanaatıdır. Bir fotoğraf makinesi gibi resmetme, bir ayna gibi yansıtma, bir demirci gibi işleme ustalığıdır. Edebiyat yoluyla bir toplumu tanımlarken aslında yeniden inşa etme becerisidir.
Edebiyat bir tolumun dinamiklerini zedelemeden geçmişin ışığında geleceğe yön verme, yolunu yeniden çizmeye çalışma gayretidir. Ancak günümüzde bu konuya dikkat eden ediplerin kalmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Kimisi yazıyor kimisi de insanlık tarihinin hiç bir döneminde serdedilmemiş bir cinselliği korkusuzca çarçaf çarşaf serdederek, insanlarımıza buyurun okuyun diyor.
Belki de bazı kişiler edebiyattan sadece cinselliği anlıyor.
Bu aşağılık ve vahim durum güya insanlara ahlak dersi vermek adına yapılıyor. Bu tür yazıları yazan insanların yüzü hiç kızarmaz mı? Bu sahneleri su yüzüne çıkarırken vicdanları sızlamaz mı? Hiç utanmazlar mı bunları resmederken? Bunların yetişkin çocukları yok mu? Kendi yazdıklarını kendi kızlarına da okutmuşlar mıdır acaba? Öğrencilerine hangi yüzle "Buyurun okuyun, işte bu maharet(!) benim eserimdir." diyebiliyorlar.
Belki kendisi de bu tür sahnelerin serdedildiği kitapları okuyarak büyümüştür. Ya da bu tür sahneleri aklından çıkaramadığı için her seferinde yeniden resmetmektedirler.
Aslında her şey bu tür yazıları yazan insanların ahlak anlayışından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Ahlakı olmayan insanlardan her şey beklenir. Unutmayınız! Kimi insan olmasını istediğini yazarken kimi insan da yapmak istediklerini yazar.
İnsanın ahlak anlayışı değişince haliyle işlediği konular da değişiyor. Sanırım Allah'tan korkmaz, kuldan utanmaz insanların kendileri gibi insanların yetişmesini sağlamak adına sığındıkları bir limandır bu tür edebiyat. Hele bir de tüm bu kepazelikleri yazan bir de bayan ise söylenecek söz kalmamış demektir.
Günümüzde: "Edepten türemiş edebiyatın ahlakı yok mu? Edep edebiyattan azade midir? Edebi eserlere terbiye, edep ve ahlak karışmaz mı?" sorularını sıkça dile getirmek ve zaman zaman tartışmak gerektiğine inanıyorum. Çünkü tren rayından çıkmış su mecrasından taşmıştır. Dünyanın çivisi tekrar yerine çakılıncaya kadar bu durumu her platformda dile getirmek gerek.
Son olarak şunu söylemek istiyorum. "Hiç kimsenin kendi pis lağımını edebiyat adı altında çocukları zehirlemesine izin verilmemesi gerektiğine inanıyorum." 

Bu yazı 222 defa okunmuştur.